Lojistikte Yapay Zekâ: Yeni Dönemin Görünmeyen Operasyon Gücü

Yapay zekâ son birkaç yıldır iş dünyasının en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi. Ancak lojistik sektörü açısından konuya yalnızca teknolojik bir gelişme olarak bakmanın eksik kalacağını düşünüyorum.

Çünkü lojistik, doğası gereği verinin, hızın, planlamanın ve koordinasyonun bir araya geldiği bir sektör. Dolayısıyla yapay zekânın etkisi de yalnızca belirli operasyon alanlarıyla sınırlı kalmıyor; karar alma mekanizmalarından müşteri deneyimine, maliyet yönetiminden sürdürülebilirliğe kadar oldukça geniş bir alana yayılıyor.

Bugün geldiğimiz noktada yapay zekâ artık geleceğin konusu olmaktan çıktı. Dünyanın birçok bölgesinde lojistik operasyonlarının aktif bir parçası haline geldi.

Özellikle depo operasyonları bu dönüşümün en görünür alanlarından biri. Yapay zekâ destekli robotik sistemler, otonom mobil robotlar ve bilgisayarlı görü teknolojileri sayesinde ürün toplama, paketleme ve envanter yönetimi süreçleri çok daha hızlı ve hatasız şekilde yürütülebiliyor. Büyük ölçekli küresel lojistik şirketlerinin bu teknolojilerle verimliliklerini önemli ölçüde artırdığı ve operasyonel hata oranlarını minimum seviyelere çektiği biliniyor.

Aslında bu dönüşümün yalnızca küresel ölçekte değil, Türkiye’de de somut örneklerini görmeye başladık. Biz de Kıta Logistics olarak çok yakın dönemde özellikle perakende lojistiği operasyonlarımızda depo süreçlerinin dijitalleşmesine ve daha verimli hale gelmesine yönelik bir altyapı yatırımı devreye aldık. ERP sistemleriyle entegre çalışan mobil uygulama destekli yapı sayesinde ürünlerin depoya girişinden sevkiyatına kadar olan süreçler gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale gelirken, stok doğruluğu, operasyonel hız ve saha verimliliği açısından önemli kazanımlar elde etmeye başladık.

Benzer bir dönüşüm taşımacılık tarafında da yaşanıyor. Trafik yoğunluğu, hava durumu, teslimat pencereleri ve yol koşulları gibi çok sayıda değişkeni aynı anda değerlendirebilen yapay zekâ algoritmaları, en uygun rotaların belirlenmesini mümkün hale getiriyor. Bunun sonucu olarak yalnızca teslimat süreleri kısalmıyor; yakıt tüketimi ve karbon emisyonları da azalıyor.

Bir diğer önemli kullanım alanı ise talep tahmini ve kapasite planlaması. Geçmiş veriler, piyasa hareketleri ve dış etkenler birlikte analiz edilerek daha doğru öngörüler oluşturulabiliyor. Böylece hem kapasite kullanım oranları yükseliyor hem de gereksiz stok maliyetlerinin önüne geçilebiliyor.

Son dönemde en hızlı gelişim gösteren alanlardan biri de üretken yapay zekâ uygulamaları. Özellikle lojistik sektörünün yoğun dokümantasyon yapısı düşünüldüğünde, navlun teklifleri, gümrük evrakları, konşimentolar ve müşteri iletişim süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz. Daha önce saatler sürebilen birçok işlem artık dakikalar içerisinde tamamlanabiliyor.

Türkiye tarafına baktığımızda ise sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu söylemek mümkün. Ancak özellikle büyük ölçekli lojistik şirketlerinde ve kurumsal tedarik zinciri yapılarında yapay zekâ yatırımlarının hızlandığını görüyoruz. Depo yönetimi, rota planlama, müşteri hizmetleri ve veri analitiği gibi alanlar bu dönüşümün ilk adımları olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte asıl önemli sorunun bugün yapay zekânın neler yaptığı değil, önümüzdeki beş yılda neler yapacağı olduğunu düşünüyorum.

Çünkü yapay zekâ artık yalnızca öneriler sunan bir teknoloji olmaktan çıkıyor. Önümüzdeki dönemde “Agentic AI” olarak tanımlanan yeni nesil yapılarla karşılaşacağız. Bu sistemler yalnızca analiz yapan değil; belirli kurallar ve yetki sınırları içerisinde aksiyon alabilen yapılara dönüşecek.

Bir navlun talebinin değerlendirilmesi, uygun taşıma alternatiflerinin oluşturulması, fiyat tekliflerinin hazırlanması ve hatta belirli operasyonel kararların alınması gibi süreçlerde insan müdahalesinin giderek azalacağını öngörüyoruz.

Bir diğer önemli gelişme ise dijital ikiz teknolojileri olacak. Şirketler gelecekte tedarik zincirlerinin dijital kopyalarını oluşturarak olası riskleri, darboğazları ve kriz senaryolarını operasyon gerçekleşmeden önce simüle edebilecekler. Bu da karar alma süreçlerinde çok daha yüksek bir öngörü kabiliyeti sağlayacak.

Sürdürülebilirlik tarafında da yapay zekânın rolü giderek büyüyecek. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon düzenlemelerinin etkisi arttıkça, yalnızca en hızlı veya en düşük maliyetli rotanın değil; aynı zamanda en düşük karbon emisyonuna sahip operasyon modelinin belirlenmesi önem kazanacak. Yapay zekâ bu noktada hem çevresel hem de ticari hedeflerin birlikte yönetilmesine yardımcı olacak.

Bana göre önümüzdeki dönemin kazananları yalnızca teknolojiye yatırım yapan şirketler olmayacak. Asıl farkı yaratanlar, yapay zekâyı iş süreçlerinin merkezine yerleştirebilen, veriyi etkin şekilde yönetebilen ve çalışanlarının yetkinliklerini bu dönüşüme uyumlu hale getirebilen şirketler olacak.

Lojistik sektörü her zaman değişime açık bir sektör oldu. Bugün karşı karşıya olduğumuz yapay zekâ dönüşümü de bu değişimin yeni aşaması olarak karşımızda duruyor.

Önümüzdeki beş yılda rekabetin yalnızca fiyat, kapasite veya transit süre üzerinden şekillenmeyeceğini düşünüyorum. Veriyi anlamlandırabilen, karar alma süreçlerini hızlandırabilen ve operasyonlarını daha öngörülebilir hale getirebilen şirketlerin ayrışacağı yeni bir döneme giriyoruz.

Belki de en önemli nokta şu:

Yapay zekâ lojistiğin yerini almayacak. Ancak yapay zekâyı doğru kullanan şirketler, kullanmayanların yerini almaya başlayabilirler.

Sevgi ve Saygılarımla

Emre Eldener
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Kıta Logistics

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul etmiş sayılırsınız. View more
Cookies settings
Kabul ediyorum
Gizlilik ve Çerez Politikası
Privacy & Cookies policy
Save settings
Cookies settings